Mevlânâ Celâleddin Mehmed Rumi
İslam ve tasavvuf şairi, filozof, Mevlevi'liğin lideri. Tüm dünyada aşkın, sabrın ve hoşgörünün sembolü olmuştur
Mevlana'nın Tebrizli Şems ile Karşılaşması
Tirmizi'nin "Gönül Aslanı" olarak nitelendirdiği kişi Şemsettin Muhammed Tebrizi'ydi (Tebrizli Şems) Tebrizli Melekdad oğlu Ali'nin oğlu olan Şems, öğrenimini tamamladıktan sonra, zamanının tek şeyhi olarak gördüğü Tekbirzi Şeyh Ebu Bekir Sellebaf'ın manevi terbiyesi altına girip olgunlaşmıştı. Şems, olgun mürşidler bulmak arzusuyla yıllarca seyahat etmiş, dönemin bilginleriyle görüşmüştü. Bu bilginler spiritüalizme güçlü yöneliminden dolayı Şems'e, Şems-i Perende (Uçan Güneş) adını vermişlerdi.
Şems, çocukluğundan itibaren kendinden geçercesine ilahi aşkı yaşıyor, fikren ve ruhen hür bir derviş olarak biliniyordu. Şems, kendisini ruhen tatmin edecek seviyede bir Hak dostu arıyordu ve Allah'a bunun için dua ediyordu. Makalat (Sözler) adlı kitabında da anlattığına göre, bir aradığı vardı. Gönlü aradığını Konya'da bulacağını söylüyordu ve aldığı ilhamla 29-kasim 1244 yılında Konya'ya geldi. Kaynaklarda anlatılanlara göre bu büyük karşılaşmada ikisi arasında geçen konuşma şu şekildeydi:
Mevlana'nın ders saatinin bitmesini bekleyen Şems, İplikçi Medresesi'ne doğru yola çıktı. Mevlana'yı atının üstünde gördükten sonra atın dizginlerini tutarak ona şunu sordu: "Ey bilginler bilgini, söyle bana, Hz. Muhammed mi büyüktür, yoksa Bayezit Bistami mi?" Mevlana yolunu kesen bu garip yolcudan çok etkilenmişti ve sorduğu soru onu şaşırtmıştı: "Bu nasıl sorudur?" şeklinde cevap verip devam etti: "O ki peygamberlerin sonuncusudur; O'nun yanında Bayezit'in sözü mü olur?" Bunun üstüne Tebrizli Şems: "Neden Hz. Muhammed 'kalbim paslanır da bu yüzden Rabbime günde yetmiş kez istiğfar ederim' diyor da, Beyazıt 'Kendimi noksan sıfatlardan uzak tutarım, bedenimin içinde Allah'tan başka varlık yok' diyor; buna ne dersin?" Bu soruya Mevlana'nın yanıtı şu oldu: "Hz. Muhammed her gün yetmiş makam aşıyordu. Her makamın yüceliğine vardığında önceki makam ve mertebedeki bilgisinin yetmezliğinden istiğfar ediyordu. Oysa Bayezit ulaştığı makamın yüceliğinde doyuma ulaştı ve kendinden geçti, gücü sınırlıydı. Onun için böyle konuştu". Tebrizli Şems bu yorum karşısında "Allah, Allah" diye haykırarak onu kucakladı. Evet, aradığı O'ydu, yolculuk ve arayış bitmişti.
Kaynaklar, bu buluşmanın gerçekleştiği yeri Merec-el Bahreyn (İki denizin buluştuğu nokta) diye adlandırmıştı. Karşılaştıklarında Şems 60, Mevlana 38 yaşındaydı.
Mevlana'nın hayatında dönüm noktalarından biri olan bu karşılaşma sonrası, Şems'le birlikte uzun sohbetler dönemi başladı. Şems ve Mevlana kaynaklarda 6 ay olarak belirtilen ve Mevlana'nın ders vermeyi, dostlarıyla görüşmeyi ve kitap okumayı bıraktığı dönem olarak nitelendirilen bu süreçte kendilerini tamamen Allah'a verdiler. Ancak Mevlana'nın müritleri çok geçmeden bu duruma isyan etmeye başladılar, şikayetleri arttı hatta içlerinden Şems'i ölümle tehdit edenler bile oldu. Çünkü yeni derviş Mevlana'ya tüm görevlerini unutturmuştu. Şems'in bu durumla ilgili olarak Mevlana'ya Kuran'dan "İşte bu, sen ile ben'in arasındaki ayrılıktır" anlamına gelen bir ayet okuduğu söylendi. Olaylar üzücü bir hal alınca Şems, 1245 yılında, kimseye haber vermeden Konya'yı terk etti. Şems'in gidişinden büyük üzüntü duyan Mevlana, uzun süre hiç kimseyle görüşmeye yanaşmadı, sema meclislerine ve dost toplantılarına katılmadı. Gönderdiği ulaklar aracılığıyla kıtanın dört bir yanında Şems'i aratan Mevlana'nın üzüntüsünü gören müritleri pişman olup ondan özür dilediler. Şems'in izini sonunda Şam'da bulan Mevlana, oğlu Sultan Veled ve yirmiye yakın arkadaşını Şam'a gönderip, onu Konya'ya geri getirtti.
Şems'in geri dönüşünden sonra ikili yine toplumdan uzak şekilde sohbetler etmeye devam ediyordu ancak dervişlerin Mevlana'yı ondan uzak tutmaya çalışması yüzünden bu durum uzun sürmedi. Zira Şems'e karşı olanların arasına Mevlana'nın oğlu Alaeddin Çelebi de katılmıştı. Sabrı tükenen Şems, 1247 yılında ortadan kayboldu. Ancak Eflaki'ye göre, Şems ortadan kaybolmamıştı, aralarında Mevlana'nın oğlu Alaeddin'in de bulunduğu bir grup tarafından öldürülmüştü. Sultan Veled'in belirttiğine göre Mevlana adeta deliye dönmüştü; ama sonunda onun gene geleceğinden umudunu keserek yeniden derslerine, dostlarına, işlerine dönmeye karar verdi.
Mevlana'nın Belh'ten AyrılışıMevlana'nın Belh'ten Ayrılış ve Batı'ya Göç Süreci |
Bahaeddin Veled ve KonyaSelçuklu sultanı Alaeddin Keykubat'ın ısrarlarıyla Bahaeddin Veled ve Mevlana Selçukluların başkenti Konya'ya yerleştiler. |
Mevlana'nın Hocası Seyyid BurhaneddinMevlana'nın Hocası Seyyid Burhaneddin-i Muhakkık-ı Tirmizi |
Mevlana ve Tebrizli ŞemsMevlana'nın Tebrizli Şems ile Karşılaşması |
Selahattin Zerküb ve Hüsamettin ÇelebiEn candan dostunu kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan Mevlana, Selahattin Zerküb'le arkadaşlık etmeye başladı. |
MesneviMesnevi'nin yazılması çalışmaları yıllar boyu sürecek.. |
Mevlana'nın FelsefesiMevlana'nın Kişiliği ve Felsefesi |
Mevlana ve Sema DansıMevlana, İslam dinini, şiir, sanat, raks ve müzikle bir araya getirmiş.. |
Dünyada Mevlana1997 yılından beri Amerika'da en çok okunan şair olan Mevlana'nın eserleriyle batının buluşması.. |
Mevlana'nın EserleriMesnevi, Divan-ı Kebir, Fih-i Ma Fih, Mektubat, Mecalis-i Seb'a.. |
