Sait Faik Abasıyanık
Türk hikaye yazarı. Türk edebiyatının en usta kalemlerinden.
Cumhuriyet dönemi Türk hikâyeciliğindeki ana damarlardan birini oluşturan Sait Faik Abasıyanık 11 Mayıs 1954’te, yıllardır çekmekte olduğu sirozdan öldü; 12 Mayıs’ta Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
23 kasım 1916’da Adapazarı’nda doğan Sait Faik ilköğrenimin Adapazarı’nda yaptı. Kurtuluş Savaşı sonrasında ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti; 10. sınıfa kadar İstanbul Erkek Lisesi’nde okudu; Bursa Lisesi’nden mezun oldu (1928). İki yıl devam ettiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakütesi’ndeki öğrenimini yarım bıraktı; ticaretle uğraşan babasının isteği üzerine iktisat öğrenimi görmek üzere 1931’de Lozan’a gitti; oradan da Fransa’nın Grenoble kentine geçti. Üç yıl kaldığı bu kentte ilgisini çekmeyen bir konuda okumak yerine gönlünce yaşamayı yeğledi.
İstanbul’a 1935’te döndü, kısa sürelerle yaptığı Türkçe öğretmenliği, tahıl ticareti, muhabirlik dışında özgürlüğünü kısıtlayacak, zamanını alacak işlere girmedi; babasından kalan gelirle geçindi. Aşkla bağlı olduğu yazarlığı meslek edinmiş biri olarak ölünceye kadar sanatının ve mizacının istekleri doğrultusunda yaşadı. Sait Faik yazmaya lise yıllarında başladı.
Şiirlerinin ve Bursa Lisesi’ndeyken yazdığı “Beyaz Mendil”, “Zemberek” gibi ilk hikayelerinin basımı konusunda acele davranmadı. İlk yazısı “Uçurtmalar” 1929’da Milliyet’te çıktı. 1934’ten itibaren Varlık’ta yayımladığı hikayeleriyle tanındı. İlk dönem ürünlerini Semaver (1936), Sarnıç (1939), Şahmerdan (1940) adlı kitaplarında topladı. Tutkuyla yazan ve “yazmazsam deli olacaktım” diyen Sait Faik kitaplarını 1948’den sonra daha sık aralıklarla yayımladı. Lüzumsuz Adam (1948), Mahalle Kavgası (1950), Havada Bulut (1951), Kumpanya (1951), Havuz Başı (1952), Son Kuşlar (1952), Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954), Az Şekerli (1954), Tüneldeki Çocuk (1955) adlı hikâye kitaplarının yanısıra, ardından iki roman (Medar-ı Maişet Motoru, 1994; Kayıp Aranıyor, 1953), bir şiir kitabı (Şimdi Sevişme Vakti, 1953) ve hikâyelerinin tadında bir röportaj kitabı (Mahkeme Kapısı, 1956) bıraktı.
Hayatıyla yazdıkları ayrılmaz bir doku oluşturan Sait Faik, daha ilk hikayelerinde farklı bir yazar kimliği sergiledi. Behçet Necatigil’in deyişiyle “moda anlayışların boyunduruğunda koşturmadan bağımsız, rahat ve gönlünden geldiği gibi” yazdı. Olaya, konuya yaslanan eski hikaye anlayışının dışına çıkarak biçim ve öz açısındn Türk hikâyeciliğinde yeni bir kanal açtı.
“An”ların, dramatik yaşam kesitlerinin,yakalanması güç durumların ilk hikayecisi oldu. Okurlarına, hikayenin arkasından değil, içinde durarak seslendi. Arka sokakları, kenar mahalleleri, kahveleri, ev içleri, adalarıyla en çok İstanbul’u ve bu kentin dağdağası içinde yaşama uğraşı veren yoksul, namuslu, çalışan insanları anlattı. Balıkçıları, küçük memurları, zanaaakarları, sokak satıcılarını, işsizleri ve insandan ayrı görmediği doğayı, kırları, denizleri anlatırken yaşama sevinciyle, sevgiyle dolup taşan sesi, savaş vurguncuları, düzenbazlar, hayatı acılaştıranlar söz konusu olduğunda isyana dönüştü.
Varoluşun en temel sorunları ile günlük hayatın kaygıları, düşünce ile duygu, “yontup öptüğü” kaleminin ucundan aynı yalınlıkta aktı. 1953’te Amerika’daki Mark Twain Derneği, çağdaş edebiyata yaptığı hizmetler nedeniyle Sait Faik’e onur üyeliği verdi. Annesi Makbule Abasıyanık 1955’te Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kurdu. Burgaz’daki evi 1964’te müze haline getirildi.
Sait Faik Eserleri
- Öykü kitapları
- Semaver 1936
- Sarnıç 1939
- Şahmerdan 1940
- Lüzumsuz Adam 1948
- Mahalle Kahvesi 1950
- Havada Bulut 1951
- Kumpanya 1951
- Havuzbaşı 1952
- Son Kuşlar 1952
- Alem Dağında Var Bir Yılan 1954
- Az Şekerli 1954
- Tüneldeki Çocuk 1955
- Mahkeme Kapısı 1956
- Romanları
- Medar-ı Muaşeret Motoru (Birtakım İnsanlar) 1944
- Kayıp Aranıyor 1953

